Ana sayfa

travesti haberleri

Tüm travesti haberlerini buradan takip edebilirsiniz.

Antalya'da bir travesti bıçaklandı.

'Serap' takma adlı 24 yaşındaki travesti K.Y., müşteri beklediği sırada yanına yaklaşan bir kişi tarafından sağ bacağından bıçaklandı.

ANTALYA'da para karşılığı erkeklerle birlikte olan 'Serap' takma adlı 24 yaşındaki travesti K.Y., müşteri beklediği sırada yanına yaklaşan bir kişi tarafından sağ bacağından bıçaklandı. Bacağına iki bıçak darbesi alan K.Y., fotoğrafını çeken gazetecilere 'çekmeyin lan dengesizler' diye bağırdı.

Olay, dün saat 22.30 sıralarında Muratpaşa İlçesi Deniz Mahallesi 122 Sokak'ta meydana geldi. Sokakta müşteri bekleyen 'Serap' takma adlı travesti K.Y., henüz kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından sağ bacağından bıçaklandı. Vatandaşlar, yaralı travestiyi görünce durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, K.Y.'ye ilk müdahaleyi ambulansta yaptı. Hastaneye gitmek istemeyen K.Y., ambulanstan indikten sonra ekipler tarafından Bahçelievler Polis Merkezi'ne götürüldü.

Gazetecilerin görüntü almasına sinirlenen K.Y., 'Çekmeyin lan dengesizler' diye bağırdı. Polis, travestiyi bıçaklayan şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.

 

Transseksüeller üçüncü cins kabul edildi

Hindistan Anayasa Mahkemesi, cinsiyet değiştirenlerin doğum belgesi, kimlik, pasaport ve ehliyetlerdeki cinsiyet kısmında tıpkı "kadın" ve "erkek" gibi tanımlanarak "transseksüel" yazılmasını öngören kararı kabul etti.

Karara göre, transseksüeller de evlat edinebilecek ve tüm kamusal haklardan eksiksiz olarak yararlanabilecek. Bu çerçevede transseksüeller memur olabilecek ve her türlü kamu dairesinde çalışabilecek. Ayrıca seçmen kütüklerinde ve oy pusulalarında cinsiyetleri transseksüel olarak belirtilebilecek.

 

Polis memuru F.B., travesti hayatında ‘Fettan Ceyda’ takma adını kullanıyormuş.

İstanbul’da gerçekleşen bir fuhuş operasyonu, polisi bile şaşkına çevirdi. İddiaya göre İstanbul Emniyeti’nin ihbar hattına geçtiğimiz aylarda bir ihbar maili geldi. Mailde, Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü Koruma Büro Amirliği’nde görevli polis memuru F.B’nin (28), gündüz polis olarak görev yaptığı, gece ise kadın kılığına girerek fuhuş yaptığı iddia ediliyordu. İhbarı ciddiye alan İstanbul Ahlak ve Kumar Büro Amirliği ekipleri, söz konusu mailde geçen “www.fettanceyda.com” isimli internet sitesine girerek araştırma yaptı. Fuhuş amaçlı açılan sitede bir travestinin yarı çıplak fotoğrafları ve fuhuş amaçlı irtibata geçmek için de bir telefon numarası bulunuyordu.
Fuhuş pazarlığı
Sitede bulunan Bursa’ya kayıtlı telefon numarasını arayan Ahlak Büro ekipleri, telefona cevap veren ‘Fettan Ceyda’ takma isimli travesti ile fuhuş pazarlığına başladı. Ancak ‘yoğun’ olduğunu söyleyen travesti, telefondaki polislere daha sonra aramaları gerektiğini söyledi. Birkaç saat sonra tekrar arayan polis, fotoğraflarını çok beğendiğini ve mutlaka o gün birlikte olmaları gerektiğini söyledi. Tüm bu konuşmalar polis tarafından kayıt altına alındı. Telefondaki travesti polislerle saati 150 TL’ye ilişkiye girmek için anlaştı. Bu konuşmanın ardından polis, Fettan Ceyda’nın verdiği ve Zeytinburnu Çırpıcı Mahallesi’nde bulunan adrese gitti.
Suçüstü yapıldı
Müşteri kılığında eve giren polisler, ilişkiye girmek için hazırlık yapan travestiyi suçüstü yakaladı. Gözaltına alınarak Gayrettepe’deki Asayiş Büro Ahlak Kumar Büro Amirliği’ne götürülen travestinin, mailde iddia edildiği gibi polis memuru olduğu ve Güngören Emniyeti’nde görev yaptığı anlaşıldı. Polis tarafından ifadesi alınan F.B., her şeyi itiraf etti.
‘Zevk için’ dedi
2009 yılında mezun olduktan sonra 2010 yılında ilk atama yeri olan İstanbul’a geldiğini söyleyen F.B., “Kendimi küçük yaşlardan beri feminen eğilimlerin dolayısıyla kadın gibi hissediyordum. Normal bir erkek gibi yaşamak için kendimi çok zorladım. Ancak herhalde doğuştan bir eğilimim olduğu için düzelemedim. Bu hareketlerimin düzelmesi için birkaç seans doktora gittim ama bu da işe yaramadı. Polis olduğum ve feminen hareketlerim devam ettiği için bunu gizli gizli yapmak zorunda kaldım. Mesleğimin verdiği sorumluluğa bir zarar gelmemesi için hep gizli yaptım. Kendimi geri çektim ama bu cinsel eğilimlerimden dolayı erkek arkadaşlarımla birlikte oluyordum. Mesleğe girdiğimde böyleydim. Bu işi paradan çok zevk için yapıyorum” dedi.
İhraç edildi
F.B. hakkında Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nde “fuhuşa yer temin etmek ve aracılık etmek” suçlamasıyla 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan ‘Fettan Ceyda’ takma isimli F.B. hakkında jet bir soruşturma yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü, F.B.’nin polislikten ihraç edilmesine karar verdi.

Veli Ağbaba, gay ve travesti koğuşlarını ziyaret etti.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Metris ve Kandıra cezaevlerinde gay ve travesti koğuşunu ziyaret etti. Gay ve travestiler Ağbaba’dan yeni Anayasa'da “eşitlik” istedi.

ANKA’ya konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Metris ve Kandıra Cezaevlerinde farklı cinsel tercihleri olan mahkumlarla yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi verdi.

-CHP’Lİ VEKİLLER GAY VE TRAVESTİ KOĞUŞLARINI ZİYARET ETTİ-

24 cezaevini ziyaret eden Ağbaba, gay ve travesti koğuşlarını da ziyaret etti.

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Muğla Nurettin Demir ile beraber Metris Cezaevi’ne gittiğini ifade eden Ağbaba, “Orada farklı cinsel tercihleri olan insanlarla görüştük. Kadın cezaevini ziyaret ettim, çocuk cezaevini ziyaret ettim, onlarca erkeklerin kaldığı cezaevlerini ziyaret ettim ama hiç aklımıza Türkiye’de farklı cinsel kimlikte yaşayan insanlar aklımıza gelmemişti, Metris’te onların da ayrı koğuşları olduğunu öğrendik. Ayrıca gay koğuşu var, sadece gayler kalıyor, eşcinseller kalıyor, bir de ayrıca travestilerin kaldığı ayrı bir koğuş var” dedi.

-“EN BÜYÜK SORUN SOHBET HAKKI”-

“Onların da nasıl ki kadınların hakkı varsa erkeklerin hakkı varsa onların da hakkı olduğuna inanan bir milletvekiliyim” diyen Ağbaba, “Onlara sorunlarını sordum, dertlerini sordum. Onların en büyük sorunu şu; sohbet hakları var diğer mahkumlar gibi, bir sürü hakları var ama kullanamıyorlar. Bunlar sadece kendi içlerinde aynı koğuşta kaldıkları insanlarla sohbet edebiliyorlar. Gayler de öyle” diye konuştu.

-İKİ FARKLI KOĞUŞ-

Metris Cezaevi’nde farklı olarak hem gay koğuşu hem de travesti koğuşu olduğuna işaret eden Ağbaba, şöyle dedi:

“Gördüğümüz şey şu; özellikle Metris ile ilgili. Türkiye neyse cezaevi de o, yaşamda nasıl ki eşcinsellere karşı, farklı cinsel tercihleri olanlara karşı bir ayrımcılık varsa cezaevlerinde de aynı ayrımcılık var.

Orada gay olan birisiyle konuştuk, diyor ki; üniversite mezunu, işi gücü olan birisi, cinsel tercihi farklı olduğu için etkinliklerden faydalanamıyoruz diyor, normal mahkumların faydalandığı etkinlikler var; kurs etkinliği, spor, sohbet hakkı bunların hiçbirinden faydalanamıyor, oradaki mahkumların da bakışı farklı herhalde olumlu değil. Gitar kursuna gitmek istiyor, gidemiyorlar. İki kat tecrit içinde yaşıyor bunlar, çünkü cezaevi yönetimi de korkuyor sanırım bunların başına bir şey gelir diye.

Bir de gaylerin en önemli yaşadığı problem gay olduğunu söylüyor, 4-5 kez doktora gönderiyorlar. Askerlikten muafmış, muaf olduğu halde ben gayim diyor, askerlikten muaf olduğu halde günlerce teşhir etmişler.

Gayler ayrı kalıyor, travestiler ayrı kalıyor. Örneğin anlaşamadığı arkadaşlarıyla kavga ediyorlar, onları başka koğuşa gönderemiyor çünkü başka gay koğuşu yok, öyle problemleri var.

Travestilerin yaşadığı, bunlar kendilerini sonuçta kadın olarak hisseden insanlar. Ama erkek gibi davranılıyor bunlara. Bunlar da hiçbir şekilde sosyal etkinliklere katılmıyorlar. Bir ayrımcılığa tabi tutuluyorlar. Voleybol oynamak istiyoruz diyor, takım kuracak sayı olmadığı için spordan faydalanamıyoruz diyor.

-“FARKLI KOĞUŞTAKİ İNSANLARLA SOHBET ETME HAKKI TANINMIYOR”-

Sohbet hakkı var, istediği 10 kişiyle sohbet etme hakkı var ama farklı koğuştaki insanlarla sohbet etme hakkı tanınmıyor.

Toplumdaki önyargılar cezaevinde de devam ediyor diyorlar, hastalıklı gibi davranıyorlar diyorlar.

Gay ve travestiler bir haktan daha mahrum ediliyor. Belli bir süreden sonra açık cezaevine gitme hakları var. Farklı cinsel tercihi olan insanların açık cezaevine gitme hakkı yok. Hak ettiği halde gönderilmiyor, can güvenliğini sağlayamayız, mahkumlar farklı bakar diye bir şey var.

Mahkumun biri diyor ki, ‘cinsel tercih ve görünümümüzden dolayı açık cezaevine hak ettiğimiz halde gidemiyoruz’ diyor.
‘Zorla doktora götürüyorlar’, ‘teşhir ediyorlar’ , ‘gay olup olmadığımızı anlamak için’, ‘askerden muaf olduğumuz halde raporumuz olduğu halde günlerce teşhir ettiler’, ‘onurumuzla oynuyorlar’ diyorlar.”

-YENİ ANAYASA'DA EŞİTLİK İSTEDİLER-

Farklı cinsel tercihleri olan kişilerin milletvekillerinden talebi ise yeni anayasada “eşitlik” olmuş. Ağbaba da, “Anayasa'yı çok önemsiyorlar. Anayasal güvenceye kavuşturulmasını istiyorlar” dedi.

ANKA

..........................................................................................

Gay'ler ve travestiler federasyonlaştı!

Türkiye'de başta İstanbul,Ankara ve Bursa da olan

Gay ve Travesti Yaşam Dernekleri birleşip federasyonlaştılar.

Gay ve Travestiler Federasyon Genel Başkanlığına Feridun Bal Cevahiroğlu getirildi.

Türkiye'de yeni yeni açılmaya başlayan ve sosyal statüleri yüzünden sürekli olarak dışlanan

Gay'ler ve Travestiler artık aynı çatı altında toplanarak haklarını savunacaklar.

Faaliyet gösteren 22 derneğin birleşmesiyle Federasyonlaşan Gay ve Travesti Federasyon Genel Başkanlığına Feridun Bal Cevahiroğlu getirildi.

Konuyla ilgili bir açıklama Yapan Feridun Bal Cevahiroğlu, başta Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüel dayanışma dernekleri

olarak birleştiklerini ve öncelikli, olarak nefret cinayetlerine karşı yürüyüş düzenleyeceklerinin altını çizdi.

Herkesin Yaşam hakkı var

Cevahiroğlu,tüm canlıların yaşan hakkı olduğu gibi Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti ve transseksüellerin de

herkes gibi yaşam hakkı olduğu gibi istedikleri gibi yaşama isteğinin kimseler tarafından engelleme haklarının da olmadığını söyledi.

 

Malte'de travestilere kılıçla salsırdılar

Maltepe Sahilyolu’nda bekleyen travestiler, 4 kişinin kılıçlı ve döner bıçaklı saldırısına uğradı.

Saldırıda travestilerden birinin vücudunda derin kesikler oluştu. Yaralanan travesti, "Saldıranlardan biri sevgilisinden ayrılmış, hırsını bizden aldı" diye konuştu.

Edinilen bilgiye göre, saat 00.30 sıralarında, "Maltepe Sahilyolu’nda bıçaklı kavga çıktığı ve yaralıların olduğu" ihbarı üzerine polis harekete geçti. Kısa sürede olay yerine gelen polis, travesti Ç.Y.’yi vücudunun çeşitli yerlerinde derin kesik izleriyle kanlar içinde buldu. Polis kanlar içinde olmasına rağmen ayakta durabilen Ç.Y. ve yanındaki diğer arkadaşlarının ifadesine başvurdu.

SEVGİLİSİNDEN AYRILMIŞ SALDIRDI

Ç.Y. ve arkadaşları, otomobille yanlarına gelen kişilerin saldırdığını, saldırganlar arasındaki bir kişinin ise elinde döner bıçağı ve kılıç olduğunu öne sürdü. Ç.Y. "Hiç sebepsiz yere satır ve sallama ile saldırdı. Ciddi yaralarım var. Bunların bedelini adalet önünde verecekler. Sevgilisinden ayrılmış hırsını bizden aldı" diye konuştu. Bir görgü tanığı da saldırganlardan biri için "Eski sevgilisinden ayrılmış, buradan geçerken arabadan inip bıçakladı" diyerek dehşet anlarını anlattı. Saldırıda Ç.Y.’ye ait olduğu belirtilen otomobil de hasar gördü.

BAGAJDAN KILIÇ ÇIKTI

Polis saldırıya uğrayan travesti ve arkadaşlarının ifadeleri doğrultusunda plakası belirlenen otomobilin peşine düştü. 3 şüpheli kısa sürede yakalanırken bagajdan saldırıda kullanıldığı öne sürülen döner bıçağı ve kılıç çıktı. Polis olay yerinde de olaya karıştığı öne sürülen bir kişiyi gözaltına aldı. 4 şüpheli polis merkezine götürüldü. Saldırıda yaralanan Ç.Y ise olay yerine gelen ambulansla Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor. (Vatan)


Travesti cinayetine müebbet hapis

Ö.F.K, internette tanıştığı Didem Soral takma isimli Abdülkadir Çakmak adlı travesti ile anlaşıp birlikte olmak istedi. İddiaya göre teklifi kabul eden Çakmak, 31 Temmuz 2011’de Ö.F.K.’nın Fatih’teki evine gitti. Ö.F.K. burada Çakmak’ın kadın olmadığını anladı. Ö.F.K travesti olduğunu söyleyen Çakmak’a bir travestiyle birlikte olamayacağını söyledi. Bunun üzerine Çakmak, Ö.F.K’ye bir tokat attı. Buna öfkelenen Ö.F.K ise Çakmak’ı bıçaklayarak öldürdü. Gözaltına alınan Ö.F.K. hakkında süren soruşturma tamamlandı. Şüpheli Ö.F.K’nin kasten adam öldürme suçundan müebbet hapsi istendi. Çakmak’ın öldürülmesi üzerine travestiler protesto gösterisi düzenlemişti.

...................................................................................................................................

Bursa travestileri Polisi, polise şikayet etti

Bursa'da fuhuş için pazarlık yaptığını öne sürdüğü iki travestiyi gözaltına aldı. Kendilerine para cezası yazılıp bırakılan iki travesti, gözaltındayken bir polis memurunun kendilerini dövdüğünü söylediler. Hastaneye gidip rapor alan travestiler, "dayakcı polisi", hastanede görev yapan polis memurlarına şikayet ettiler.

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün akşam, "Begüm" ve "Esra" isimli travestiyi yol üzerinde fuhuş için pazarlık yaptığı iddiasıyal gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen ve kendilerine "Kabahatlar Kanununa Muhalefet" suçundan 69'ar TL para cezası yazılan iki travesti, emniyet müdürlüğünden ayrıldıktan sonra gözaltında iken ismini bilmedikleri bir polis memurunun, "Sizi bir daha burada görmeyeceğim. Karşılaşırsak öldürür bir yere gömerim" diyerek dövdüğünü söylediler. Hastaneye gidip rapor alan iki travestiye telefon ile haber verdikleri arkadaşları destek çıktı.

Polis memurunun kendilerine tekme ve Tokat ile dövdüğünü söyleyen "Begüm" isimli travesti Ali Nazım Korkmaz (28), "Yol kenarında müşteri beklerken Ahlak Büro Amirliği'ne bağlı polisler bizi zorla arabaya bindirdi. Emniyet'e getirdiler. Para cezası yazdılar. Tam çıkacağımız sırada bir polis memuru beni çay ocağına çağırıp kapıyı arkadan kilitledi. Sonra 'Bir daha sizi buralarda görürsem öldürüp bir yere gömerim' dedi ve dövdü. Biz ekmeğimizi bu şekilde kazanıyoruz. Dayakcı polisten şikayetciyiz" dedi.

Esra isimli travesti ise, fuhuş yapmak istemediğini ancak başka yapacak işinin olmadığını zorunlu olarak fuhuş yaptıklarını belirtip, "Biz ekmeğimizi bu şekilde kazanıyoruz. Dövülüp, aşağılanıyoruz. Paramızı gasp ediyorlar. Birde polisin şiddetine mağruz kalınca kendimizi savunmasız hissediyoruz" şeklinde konuştu.

.......................................................................................................

Güneşi Gördüm Filmindeki Travesti Kado doktor oldu

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ filminde travesti Kado rolüyle ünlenen Cemal Toktaş, yeniden çekilmeye başlayacak ‘Doktorlar’ dizisinin kadrosuna katıldı.

Kendini şöhrete kavuşturan travesti rolünün ardından ortadan kaybolan Toktaş, doktor rolüyle ekranlara dönüyor. Eski kadrodan Kutsi, Selen Seyven, Cüneyt Türel gibi isimlerin de olacağı dizi için oyuncu görüşmeleri devam ediyor. Eski ekipten Yasemin Ergene’nin oyunculuğu bırakması, Aysun Kayacı’nın başka bir komedi dizisi için anlaşması, Yağmur Atacan’ın da şu sıralar oyunculuğu düşünmediğini iletmesiyle kurulacak yeni kadroda farklı karakterler olacak.

..............................................................................................................................................................................................

Kocanızı evde sizin dantelli külodunuzu giymiş dolaşırken yakalarsanız ne yaparsınız?

resimler/ilk-karim-kadin kiyameti-kopardi

Kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyorum” itirafından sonra karısı onu terk etmemiş. Ona yasak da koymamış. Yeni bir kız arkadaş kazandı diye sevinip durumun eğlenceli yanlarını görmeye çalışmış

İki hafta önce yaptığım, gündüzleri işinde erkek, geceleri evinde kadın kılığında dolaşmayı seven crossdresser (CD) Endam röportajından sonra pek çok CD’den e-posta aldım. Çoğu evli ve çocuklu olduğunu, fırsat buldukça evde kadın kıyafetleri giymekten çok hoşlandığını söylüyordu. Karıları da durumu biliyordu. Kabullenmişlerdi. Ancak hiçbiri söyleşiye yanaşmıyordu. Ta ki beni Merve arayana kadar. Merve’nin 15 yıldır evli olduğu, çocuklarının babası 60 yaşındaki
bilim adamı Bülent de bir CD’ydi. Yaprak bunu bile bile onunla evlenmişti. Bunun ağlanacak, sızlanacak bir şey olmadığını, aksine hayatına bir renk kattığını söylüyordu. Ve röportaj vermek istiyordu. Ben de bu hikayeyi dinlemek...
Ama önce bir şartı vardı, tanışıp biraz muhabbet etmek. Bir kafede buluştuk. 40’ında, iki üniversite bitirmiş, entelektüel, şehirli, sade giyinmiş hoş bir kadındı. Özel bir şirkette yöneticiydi. “Kocanızla da konuşsam. Hatta kadın kıyafetleriyle yan yana poz verseniz şahane olur” dediğimde şansını deneyeceğini biliyordum. Yanılmadım. Birkaç gün sonra aradı, randevu saatini ve yerini söyledi. Kocasını da ikna etmişti.
Röportaj günü kapıyı bana o açtı. Bu benim birkaç gün önce tanıştığım Merve olamazdı! Tanımakta zorlandım. Sarı peruk, kırmızı ruj, mini elbise ve apartman topuk ayakkabılarla ikinci kimliği Yaprak’tı şimdi.
Merve’nin (Yaprak) kocası Bülent de CD hali Ebru olarak duruyordu karşımda.
Sorularımı cevaplarken ve poz verirken
Merve (Yaprak) ve Bülent -CD adıyla Ebru- karı koca gibi değil, iki yakın kız arkadaş gibiydiler.
İki saatten fazla konuştuk. Ancak söylemeliyim, kimliklerini ele verecek bazı bilgileri değiştirdim. Gerçek isimlerini de. Ebru ve Yaprak ise onların gerçekten ikinci kimlikleri için seçtikleri isimlerdi, onlara dokunmadım. 
Bir kadının CD bir erkekle nasıl evli kaldığı, hatta ondan nasıl iki çocuk yaptığını aklınız almıyorsa belki bu röportaj onu anlamanızı sağlayabilir. 

Ebru: “Ben bilim adamıyım. Kadın olmak benim için bir deney”
Kadın kıyafetleri giymekten hoşlandığınızın farkına ne zaman vardınız?
Herhalde 9 yaşında falandım. Kız kardeşimin iç çamaşırlarını, elbiselerini giyiyordum gizli gizli. Özenme denen olay aile içinde başladı yani. Ben 1-2 yaşındayken annemin kucağından inmek zorunda kalmışım çünkü kız kardeşim doğmuş. Önceleri benim kurulduğum kucak onun olmuş. Ben de benden daha değerli biri diye kucağa çıkan kız kardeşime özenip giymişim onun kıyafetlerini. Bu psikologların kanaati. Ergenlikte diğer erkekler gibi kızlarla çıkmaya başladım ve Bülent olarak normal bir yaşamım oldu. Ancak Ebru hep gizli tarafım olarak kaldı. İlk kez üniversitede Ebru olarak dışarı çıkmaya başladım. O da sadece geceleri el ayak çekildikten sonra, yolda kimse rahatsız etmesin diye... 

Üniversiteden sonra ilk evliliğinizi yapmışsınız. İlk karınızın tepkisi ikincisinden farklıymış...
İlk eşimle bu sırrımı paylaştığımda “Ben bunu kabul edemem” cevabını aldım. 3-4 sene Ebru olarak dışarı çıkamayınca patladım sonunda. Eşim tatildeyken içimdeki baskıya daha fazla dayanamadım ve kadın kıyafetleriyle gezdim. Karım gelince anladı tabii. Kılları almışım, kaymak gibi olmuşum. Kıyameti kopardı. 

Evliliğinizin bitme nedeni bu muydu?
Hayır. Tarafların artık birbirlerine verecekleri bir şey kalmamıştı. İkimiz de birbirimizi tüketmiştik, tabii ilişkimizi de. Başkasıyla yeni bir ilişki her ikimize de yeni şeyler katacaktı. Ayrıldık ama hâlâ arkadaşız. 

CD olduğunuzu ilk öğrendiğinde ikinci karınız Merve (Yaprak) hanım beklediğiniz tepkiyi vermemiş. “Sana ayak uydururum” demiş. Şaşırtmadı mı sizi?
Şaşırttı. Garipsemesini, karşı çıkmasını beklerken tersi oldu. Daha eğlenceli, daha farklı, daha renkli bir kocası olduğunu düşündü. Yurtdışında da durum böyle. Profesörler, hakimler, doktorlar ve daha pek çok saygın meslek sahibi insan crossdresser olarak dışarı çıkıyor. Birçoğu evli. Ayrılıp kadın olarak yaşayan da var.

“Yaşlı teyze bana bakıp ‘Tövbe estağfurullah’ deyince ağrıma gitti”

Sizin böyle bir isteğiniz var mı?
Ben tercihimi şöyle açıklayayım... Ben bilim adamıyım, araştırmacıyım. Kadın olarak yaşamak benim için bir yaşam deneyi. İçimdeki kadını hissetmek, anlamak istiyorum. Duygusunu, tınısını, toplum içindeki durumunu, karşılaştığı sorunları yaşayarak gözlemlemek istiyorum. Bu cinsel bir olay değil, cinsiyet kimliği olayı. İki kimlik barındırıyorum içimde. Erkekliğimden de memnunum ayrıca. 

Ebru olarak geceleri dışarı çıktığınızda sizi travesti ya da transseksüel mi sanıyorlar?
60 yaşımdayım. Üniversitede okurken Ebru halimle dışarı çıktığımda o zaman Türkiye’de travesti ya da transseksüel diye bir olgu yoktu. Beni kadın sanırlardı. Şimdi durum değişti. Travesti ya da transseksüel olduğumu düşünen olabilir. Ama 60 küsur yaşındayım. Konduramayan çoktur. Geçenlerde caddede Ebru olarak vitrine bakarken bir yaşlı kadın yanıma gelip “Tövbe estağfurullah” dedi. Çok ağrıma gitti. O yaştaki bir insanı üzmüş olduğuma inanamadım. Bu yüzden kafeye ya da sinemaya gitmiyorum. İnsanlar benden rahatsız olmasın diye. Ebru’yken bir arkadaş çevrem olsa onların arasında daha az dikkat çekerim. Hem böylece kadınların hayatta karşılaştıklarını rahatça gözlemleyebilirim. 

“Ebru olarak maniküre gittim ama randevu alıp gelmemi istediler”

Siz kadın kıyafetleriyle gündüz de çıkıyorsunuz...
Evet, bakkala gidiyorum. Kuaföre maniküre de gittim. Ama diğer müşteriler rahatsız olur diye randevulu gelmemi istediler. Sokakta da geziyorum. Ben Ebru olarak çıktığımda sesimi değiştirmiyorum, sesim Bülent, dış görünüşüm Ebru. Bir dükkana girdiğimde bana “Abi” dediklerinde kızıyorum. “Oğlum abiye benzeyen bir halim mi var?” diye soruyorum. Ya hanımefendi ya abla demesi lazım.

Karınız, sizinle yaşamının bir zenginlik olduğunu göstermek için röportaj verdiğini söylüyor. Peki siz neden verdiniz bu röportajı?
Kadın ve erkek çağımızda giderek yabancılaşıyor, birbirinden uzaklaşıyor, rakip hatta hasım haline geliyor. Birbirine el uzatmıyor, sevgiden, kırılmaktan, ezilmekten, reddedilmekten, kaybetmekten korkuyor. Her şey korku üzerine kuruluyor, sevgi değil. Sevgiyi bilmeden, tatmadan, vermeden yaşıyor insan. Hep kalıplar içinde sıkışıp boğuluyor ilişkiler. Halbuki sevginin koşulu, kuralı, kalıbı, raconu yok... Yaşam kalıplara sığmayacak kadar değerli.
Erkek ile kadının arasında büyüyen uçurumu bir nebze olsun kapatabilmeye yardımcı olsun diye verdim bu röportajı. İki cinsin birlikte bir yaşam kurabilmeleri için en önemli şeyin karşılıklı anlayış, sevgi ve saygı olduğunu göstermek istedim. Bu üç temel direk varsa gerisi üstüne inşa edilir. Sonuçta yaşam birbirini anlamak demektir. 


“Ayakkabılarım karımınkilerden fazla, 40 çift kadın ayakkabım var”
Karınızın gardırobundan hiç kıyafet aşırdınız mı?
Bazen iç çamaşırlarını ödünç alıyorum. Onda görüp de çok beğendiğim bir elbisenin gidip farklı bedenini ya da rengini aldığım oluyor. Geçenlerde yeni aldığım ama üzerime olmayan sıfır kilometre elbiselerimi karıma verdim mesela. Onları giyince arkadaşları çok beğenmiş ve “Sen kiminle alışverişe çıkıp da bunları aldın Allah aşkına?” demiş. Karım işine uygun giyinir, ben ona neyin yakışacağını ondan daha iyi bilirim. Ona alışveriş yaparım. O da bana. Mağazaya girip beğendiklerimi seçiyorum. Deneme şansım olmadığı için ona denettiriyorum. Onun üzerinde görüp beğenirsem satın alıyorum. Ona satın aldığım ama sonra çok beğenip kendime de yakıştırdığım gece kıyafetlerine el koymuşluğum vardır. Ayakkabılarım karımdan fazla,  40 çift kadın ayakkabım var.

Yaprak: “Bülent kocam, Ebru kumam”
Niye beni aradınız? Kocanızın sırrını bunca yıldır kimseye anlatamamak mı tak etti canınıza?
Enteresan bir hikayem olduğunu biliyorum. Aslında ben bunun kitabını yazmak istiyordum. Ama internette gördüğüm “My Husband Betty / Kocam Betty” kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Benimle aynı durumdaki bir kadın çoktan bunu kitaplaştırmıştı bile. Senin CD röportajını okuduktan sonra “Bizim de böyle bir hikayemiz var” demek istedim. Bunu ilk andan itibaren seve seve kabul ettiğimi, bunu bile bile evlendiğimi, CD olan bir adamdan çocuklarım olduğunu... Kadınlara, kocanızı yatak odanızda siyah dantelli külotla dolaşırken yakaladığınızda panik olmayın demek istedim. Bu dünyanın sonu değil. 

Bir kadın bunu nasıl kabul eder? “Çok âşık olmak” bir neden midir?
Onu sevdim, âşık oldum. Belki benim başıma gelmeden önce bizimkine benzer bir duruma “Tamam” diyen bir kız arkadaşıma “Ne manyak vah vah” tepkisi verebilirdim. Kendi başıma gelince “So what? / Ee ne olmuş?” dedim. Bülent benimle bunu ilk paylaştığı andan itibaren de bunun hayatıma çok büyük zenginlik katabileceğini düşündüm. Aynı evde kocam, kumam ve ben. Düşünsenize... Bülent kocam, Ebru kumam. Ebru en iyi kız arkadaşım hatta kız kardeşim gibi. Nesi kötü bunun?

“Çocuklar olmasa peruğu atıp gerçek adımı açıklardım”

İkisi aynı kişi ama!
Güzelliği de orada. Bülent ve Ebru benim için iki ayrı kimlik. İki ayrı kişi değil, kişilik hiç değil. Kişilik tek. Ben bunu bir kişilik bölünmesi gibi de görmüyorum. Bülent ve Ebru aynı kişi. Biri madalyonun bu yüzü diğeri de öteki yüzü. Ve ben her iki yüzü de seviyorum. Her ikisine de saygı duyuyorum. Her ikisiyle de zaman geçirmekten keyif alıyorum. Ebru ve Bülent, aynı entelektüel kişi, aynı esprili kişi, aynı anlayışlı kişi. Ama kimlikleri farklı. Ancak evde ve iş yerinde farklı maskeler takan insanlar gibi değil, her ikisi de samimi, içten ve dürüst. Bazen kız arkadaşım Ebru, bazen kocam Bülent olarak karşıma çıkıyor. O yüzden zenginlik...  Bunu kabullenmenin ve bununla yaşamanın utanılacak bir şey olduğuna inanmıyorum. 

Öyleyse neden gerçek adınızı saklıyorsunuz?
Çocuklar nedeniyle. Onların geleceği açısından. Yoksa gerçek adımı da açıklardım, şu an kafamda duran peruğu da çıkarıp atardım. Toplum içinde etiketlenmek istemediğim için tüm bu önlemler. Kimliğimizi gizlemeden, kocamın CD hali ile sosyalleşebilsek çok daha güzel olurdu her şey. Ancak çocuklarım zarar görsün istemiyorum. 

“Olanı olduğu gibi kabul ettim, mutluluğun yolu bu çünkü”

İlk duyduğunuzda hiç mi şoke olmadınız? Çoğu kadın “Neden ben?” diye hüngür hüngür ağlar.
Şaşırdım tabii ama onu anlamaya çalıştım. İnternette CD’ler üzerine yazılar okudum. Ağlayıp sızlamadım. Bana dürüst davrandığı için mutlu bile oldum. Bana iğrenç ya da garip gelmedi durum. Bir travma da yaşamadım. Bu, kocamın Fenerbahçeli olması gibi bir şey ya da gözlerinin kahverengi olması gibi... Onun bir kimliği, kimlik özelliği. Duygusal olarak beni yaralayacak bir şey yok ortada. Üstelik benden bağımsız bir durum. Bunu başka türlü görmeyi, buna farklı anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum. Benim durumumda olan başka kadınlar olabilir ama en mühimi bununla nasıl yüzleştiğin... Olanı olduğu gibi kabul etmek hayatta herkesi en mutlu eden şeydir. Ben de bunu yaptım. 

“İstemeseydim, yanımda kadın kıyafetleri giymeyecekti”
Kocanız size CD olduğunun itirafını ilişkinizin başında mı ortalarında mı yaptı?
En başlarında. İlk karısından boşanmıştı. Birlikte olmaya başlamıştık. Sonra aynı eve taşındık. Eski evinden gelen eşyaların arasında manikür seti, pareo ve bir kadın kemeri görünce anlam veremedim. Herhalde eski karısının eşyaları karıştı araya dedim. Üzerinde de durmadım. Bir gün ben makyaj yaparken, “Öyle yapılmaz, dur göstereyim” dedi. Yaptı da çok güzel. Sonra “İstersen sen de bana yap, öğrenmiş misin bakalım” dedi. Yaptık, gülüp eğlendik. Ardından ona makyaj yapmamdan gocunmadığını, kıllarını bile alabileceğimi söyledi. Onu da yaptım. Bir-iki gün sonra yataktayken geldi itiraf. “Ben bir CD’yim” dedi. Crossdresser’ın mânâsını açıkladı. İstemezsem benim yanımda kadın kıyafetleri giymekten kaçınacağını ekledi. İlk karısı biliyormuş ama kadın kıyafetleri giydiğinde kıyameti koparıyormuş. Bense kadın kıyafetleri giymesinin benim için bir sakıncası olmadığını söyledim. Kocamla üzerinde erkek kıyafetleri varken de kadın kıyafetleri varken de seviştik. Birlikte tatile de çıktık.

Ebru ve Merve olarak, kız kıza mı?
Evden karı-koca olarak çıktık. Bülent’in bavulunda kadın kıyafetleri vardı. Bir benzin istasyonunda durduk. O vücudundaki kılları jiletle aldı tuvalette. Kadın kıyafetlerini giymiş halde ayrıldık istasyondan. Ben de kendime yeni kimlik yarattım: Yaprak. Peruk falan da taktım.

O halinizi hayal bile edemiyorum!
Susan Sarandon ve Geena Davis’in oynadığı “Thelma ve Louise” gibiydik. Rüzgarda eşarplarımız uçuşuyordu arabada giderken. Bavullar açılınca birbirimize girdik ama!

“Kocam çok güzel makyaj yapar. Göz makyajını bana o öğretti”

Niye?
Ebru yanına halka küpesini almamıştı. Benimkini takmak istedi. “Hayır, ben takacağım kavgası” çıktı aramızda. Onun bavulunda başka eksiklikler de vardı. “Aa ben mini etek almamışım” falan diyordu.

Aranızda kadınlarınki gibi kıskançlıklar da yaşanıyordu yani?
Tabii ki. Çok güzel makyaj yapar. Bende o kabiliyet yok. Kıskanıyorum. Göz makyajı yapmayı bana o öğretti dedim ya. Renkleri karıştırmayı, gölgelendirmeyi...

Bodrum’da ne yaptınız?
Gece barlara, diskolara gittik. Gerçek isimlerimizi kullanmadan ama karı-koca olduğumuzu söylerek yeni insanlarla tanıştık. Bir gece barda Ebru’ya yan masadan gül bile yollandı. Ben avucumu yaladım. 

İnsanlar karı-koca olduğunuzu duyunca ne tepki veriyordu?
Şaşırıyorlardı ve muhtemelen benim hafifmeşrep bir kadın olduğumu akıllarından geçiriyorlardı. Bunu kabul eden bir kadın öyle olmalıydı onlara göre... 


“Karakola kadın olarak girdi, erkek olarak çıktı”
Sadece Bodrum’da mı birlikte dışarı çıktınız?
Hayır. İstanbul’da da çok kez bara, kulübe gittik. 1001, Hengame, Secret’ta takıldık. Hiçbir problem çıkmadı. Tabii ben de tanınmamak için hep dış görünüşümü değiştiriyorum. Peruk takıyorum, yoğun makyaj yapıyorum. Daha frapan giyiniyorum.
Bir süre Beyoğlu’nda, Teras diye bir yere takıldık. Bir sürü normal çift ve bekar kız-erkek arkadaşımız oldu. Partilere gittik. Yatlarda doğum günlerine bile davet edildik.
Ayrıca bazen tek başına da çıkar Bülent. Bir gece ekipler amiri onu yolda görünce karakola alınmasını istemiş. Gelen ekip de  “Beyefendi, kanunsuz bir iş yaptığınız yok ama emir demiri keser” demişler ve almışlar içeri. Sabah karakoldan beni aradı, “Beni gel al” dedi.

Kadın kıyafetleriyle karakola götürülen kocanızı almaya gittiğinizde ne dediniz görevli memurlara?
“Adamı niye attınız ki içeri? Kadın kıyafetleriyle dolaşıyor sadece. Kocamı alabilir miyim artık?” dedim. Yanımda erkek kıyafetleri getirmiştim. Gündüz o halde eve dönmemiz mümkün değildi çünkü. Yazık ki, o telaşta topuklu ayakkabısının tekini karakolda unutmuş. 

Kocanızın CD halini çocuklarınız görse bir aile faciası yaşanmaz mı?
Bülent, Ebru olurken ya ofisini kullandı ya da arabayı. Yakalanmaktan korktuk ve hiç riske girmedik bu konuda. 

“Seks hayatımız yolunda. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok ki!”
Hiçbir tanıdığa yakalanmadınız mı?
Hayır. Son yıllarda artık birlikte dışarı çıkmıyoruz. Çünkü malum, farklı bir iktidar anlayışı var artık. Bülent herhangi bir sorunda benim başımın çok ağrıyacağını söylüyor ve artık benimle dışarı çıkmak istemiyor. Bu yıl ikinci bir ev açtık. Biri ailecek oturduğumuz ev, diğeri Ebru’nun. Çünkü Bülent kendini kadın olarak ifade etmek istediğinde aynı mekanda çocukların olmaması lazım. O Ebru olarak daha rahat oluyor böylece. Bülent’ken çok arkadaşı var. Ancak Ebru olarak sosyal çevresi sıfır. Ben ona çaya kahveye giderim ara sıra. Kız kıza muhabbet ederiz. Arada sen de katıl istersen, arkadaş olursun ona. 

Gelirim. Bunu duyan birkaç arkadaşım da meraktan peşime takılabilir ama... Kocanız biseksüel mi?
Eşimin biseksüel olduğunu söylemem için onu bir erkekle el ele ya da aynı yatakta görmem gerek. Başıma böyle bir şey gelmedi. Tanıştığımızdan bu yana seks hayatımızda hiçbir eksik yok. Benim kocam olsa olsa “straight crossdresser” olur. Yani heteroseksüel bir CD o. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok!
kaynak haber : milliyet

son
...............................................................

Seri katili bir travesti yakalattı!

Seri katilin yakalanmasında bir travestinin dikkati önemli rol oynadı. Kazım polisi arayınca olay çorap söküğü gibi çözüldü.

İzmir'deki seri cinayetlerin katil zanlısının bir travestinin dikkati sayesinde yakalandığı ortaya çıktı. Seri katil H.A.'nın yakalanmasını `Polen' takma adını kullanan travesti Kazım Toker'in polise açtığı telefon sağlamış. Katil daha önce onu ıssız bir sokağa çekmeye çalışmış...

`Seri katil' olarak aranan H.A.'nın yakalanması ardından bir ilginç gerçek daha ortaya çıktı. H.A.'nın sorgulandığı Bozyaka'daki Cinayet Büro Amirliği'ne teşhis için gelen ` Polen' takma adını kullanan Kazım Toker'in verdiği önemli bilgilerin, cinayetlerin aydınlatılmasında önemli rol oynadığı belirlendi.

BENİ ISSIZ BİR SOKAĞA ÇEKMEK İSTEDİ, ŞÜPHELENDİM

H.A.'yı teşhis eden Toker'in, arkadaşı Mustafa Has'tan önce ölümden döndüğü anlaşıldı. Toker, şunları anlattı:

"O gece, Alsancak'taki `Ege Palas Oteli' önünde yanıma geldi. Gül Sokak girişine kadar birlikte yürüdük. Restoran sahibi olduğunu ve Bodrum'da yeni yer açacağını söylüyordu. Yarım saat kadar yürüdük. `Arabam var sessiz bir yere gidelim' dedi. Markasını sordum. `Ne olmasını isterdin' dedi. Çok rahat tavrı vardı. Polislerden korktuğunu söylemesi ve arabasının arka sokakta olduğunu söyleyerek, beni ıssız yere götürmek istemesinden şüphelendim.

BİR SAAT SONRA ARKADAŞIMIZIN ÖLDÜĞÜNÜ ÖĞRENDİM

Daha sonra yanından ayrılarak taksiye bindim. Bunun ardından yaklaşık 1 saat sonra arkadaşımızın öldürüldüğünü öğrendim. Polisi arayarak yaşadığım olayı anlattım ve katilin bu kişi olabileceğini söyledim. Polislerle buluştuk. Mobese olmadığından gezdiğimiz yerlerde güvenlik kamerası görüntüsü aradık. Sağlıklı bir görüntü bulunamayınca eşkalini çizdirdim. Yakalanmasına ben aracı oldum. İzmir halkı rahat uyusun."

BU KİŞİ BENİM KATİLİM OLACAKTI!

Seri cinayetlerle ilgili yakalanan H.A.'yı teşhis ederken kanının donduğunu dile getiren Toker, "Dün eve gittiğimde hiç uyumadım. Tuvalete bile gidemedim. 6 kişi arasında onu teşhis ederken de çok korktum. Onu tanıdım. Bu kişi benim katilim olacaktı. Benim anam ağlayacaktı. Ama polislerin o gece bizi `Seri katil var, dikkatli olun' diye uyarması tedbirli olmamızı sağladı. Beni ölümden kurtardı. Bugün yaşıyorsam polisin sayesinde. Onlara teşekkür ediyorum" dedi.


TRAVESTİ OLABİLİRİM AMA ÖNCE İNSANIM

Toker son olarak, "Arkadaşım öldü, suçsuz insanlar öldü, başkaları da öldürülebilirdi. Travesti olabilirim ama önce insanım. Üzerime düşen vatandaşlık görevimi yaptım. Umarım herkes böyle duyarlı olur" diye konuştu

.................................................................................................................................

Erkeğin erkeğe aşkını anlattığı "Dar-ül Love"

İstanbul’un arka sokaklarında saldırıya uğramış bir travesti ölüm döşeğinde, Aladdin Keykubat’ın iç oğlanı Hamel ile olan aşkını anlatıyor. Bu yeni operada Kapsül’ün elektro-akustik müziklerini Kontrtenor Nuri Harun Ateş seslendiriyor.

Dar-ül Love Yeni Opera’nın Türkiye'deki ilk ve tek örneği. Kontrtenor (kadın sesi ile şarkı söyleyen erkek, ‘erkek alto’) Nuri Harun Ateş’in anlattığı bu hikayede İstanbul’un kirli ve köhne sokaklarından Anadolu Selçuklu devletine uzanan bir aşk hikayesi anlatılıyor. Bu hikayede Aleaddin Keykubat ile içoğlanı Hamel’in hayali aşkı konu ediliyor. Dar-ül Love’ı Ali Cem Köroğlu’u tasarladı. “Basit Bir Ev Kazası” oyunun da yazarı Murat İpek yazdı. Bu yeni operanın müziklerini elektro-akustik müziğin önde gelen temsilcilerinden Kapsül yaptı. Dar-ül Love’da bir travesti, seyirciye İstanbul sokaklarında uğradığı saldırı sonucu, komada gördüğü ölüm ve aşk dolu rüyasını aktarıyor. Travestiyi canlandıran kontrtenor Nuri Harun Ateş erkekler arası aşkı hem oyunuyla hem de söylediği şarkılarla anlatıyor. Kapsül’ün elektro-akustik müziğinin üzerine opera tekniği ile söylediği şarkılar seyirciyi farklı bir deneyime sürüklüyor. Dar-ül Love dünya prömiyerini Mayıs 2009’da Hollanda - Rotterdam Opera günlerinde yaptı. 2009 Haziran'da ise sahne ile imajın buluştuğu festival TEMPS D'IMAGES'da sergilendi. Bu iki önemli festivalin ardından Dar-ül Love yeniden garajistanbul’da. Gazeteportt

Travestiler açılım istiyor !

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz

Kimlik arayışının tuval deki hali

Onları daha çok elinde çakılarıyla etrafa saldıran ya da saldırıya uğrarkenki görüntüleriyle tanıyoruz. Yanlarından geçtiğimizde kendimizi onlardan sakınmaya çalışırız. Onları “cinsellik” ile özdeşleştiririz. Bu yanlış algılamada medyanın da kuşkusuz payı büyük…

Toplumun dışına itttiğimiz, kendilerinden anlamsızca sakındığımız travestilerden biri olan Tuba Deniz Gören, 48 resimden oluşan ilk kişisel sergisi Arayış’ı Barış Manço Kültür Merkezi’nde açtı.
Hiç resim eğitimi almamış olan Gören, resim aşkı ile cinsel kimliğine ilişkin çelişkiyi aynı yıllarda yaşadığını söylüyor. O günleri şöyle anlatıyor: “Lisedeyken resim öğretmenimi çok seviyordum. Resme ilgim o zaman başladı. Belki de beni fark etmesi için resim yapmaya başladım. Bu tutkum yıllar boyunca devam etti. Cinsel kimliğimden dolayı okulu bitiremedim. Aynada kendimle hesaplaştığım yıllardı. Çevremden baskı geldi. Böyle olunca zincirleri kırmak istedim. Babama ayrılacağımı söyledim. 18 yıl geçti bir daha dönmedim.”
İlk sergisiyle bir arayış içinde olduğunu dile getiren Tuba, “Seçmiş olduğum kimliğimden dolayı ruhumun bedenime sıkıştığını düşünüyorum. Resimlerimde dikkat ederseniz hep tek ağaç var. Genel olarak da çıplaktırlar. Birtakım şeylerden yoksundurlar. Bu biraz da biz travestilerin dünyasıdır” diyor. 
“Bu resimlerle cinsel kimliğimle değil, sanatımla buradayım. Sözcüklere dökemediklerimi, anlatamadıklarımı resme yansıttım” diyen Tuba, şöyle devam ediyor: “Toplum bizi yanlış biliyor. Bizim içimizde de elbette adam kesen, şiddet yanlıları var ancak toplum içinde de cinayet işleyenler, cinnet geçirenler var. Bazı münferit olayları genelimize yansıtıyorlar. Bize farklı bakıyorlar. Oysa biz de onlardan biriyiz. Bazen toplumun içinde nasıl yürüyeceğime bile karar veremiyorum. Bunu yaşamayan anlamaz.”
Medyanın travestileri yanlış anlattığından yakınan Tuba, “Onlar için galiba resim sergisi açan bir travesti değil, Kadıköy’de birini bıçaklayan bir travesti daha önemli” diyor. Toplumdaki cinsellik tabusunun yıkılması gerektiğini dile getiren Tuba, insanların kadınlığa veya erkekliğe değil fikirlere ve düşüncelere önem vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.

haber kaynak : Taraf Gazetesi

Birlikte olduğu travesti öldü

Ünlü futbolcu Ronaldo’nun alem yaparken yakalandığı travesti hayat kadını AIDS’ten öldü. Brezilyalı golcüyü ölüm korkusu sardı.

Bir zamanlar dünyanın en iyi futbolcusu olan, üç kez FIFA’nın yılın futbolcusu seçilen Ronaldo’yu AIDS korkusu sardı. Geçen yıl üç travestiyle sabaha kadar alem yaptığı ortaya çıkınca dünya çapında bir skandala neden olan Brezilyalı futbolcunun geceyi birlikte geçirdiği travestilerden birisi AIDS’ten yaşamı yitirdi. “Andreia” adıyla bilinen 22 yaşındaki Andre Albertini, Sao Paulo’da tedavi gördüğü hastaneden geçen çarşamba günü hayatını kaybetti.   

Travestinin cenazesi önceki gün toprağa verildiğini duyuran Brezilya basını, Ronaldo’nun hastalığı kapmış olma ihtimali yüzünden korkulu günler yaşadığını yazdı. Andreia, geçen yılın nisan ayında geceyi Ronaldo ile geçiren üç travestiden biriydi.

Ronaldo söz verdiği parayı vermeyince hayat kadınları polise gitmiş ve skandal böylece ortaya çıkmıştı. Skandalın yaşandığı dönemde İtalyan AC Milan takımının yıldız futbolcularından olan Ronaldo, travestilerle basılmasından sonra Avrupa’daki kariyerini noktalamış ve Brezilya’nın Corinthians takımına transfer olmuştu.

Hülya avşarın Travesti Röportajı

Bundan 1 ay önce Digitürk Türkmaxta Hülya Asarin konugu Ülkesini terketmis iranli bir travestiydi….
Hülya Avsar herkesi sanki escinsel düsmani gibi görür hemen hemen herkeste ona karsi bir önyargi var benim bildigim kadariyla benimde ön yargiLarim vardi takii o programi seyredene kadar…..
programdaki diyologlar söyleydi:
Hülya Avsar: Neden ülkenizi terk ettiniz?
iranli Travesti: özgür olabilmek rahatça disarda istedigim görüntüyle dolasabilmek ve erkek arkadasimla istedigim gibi ayni evde yatayabilmek için ülkemi terkettim,
Hülya Avsar: Peki pismanmisiniz?
iranli Travesti: Yoo degilim tabii degilim istedigim gibi özgürce disarda makyajsiz istedigim görüntüde hanim hanimcik dolasabiliyorum, ama bisey ögrendim Türkiyede travestilere karsi önyargilari kendi içinde bitirememis, Türkiyeyi biz daha özgür daha medeni ve insanlarin daha travestilere yumusak baktigi anlayisla karsiladigi bir toplum olarak görüyorduk.
Hülya Avsar: Peki düsündügünüz gibi çikmadi mi Türkiye?
iranli Travesti: Kismen evet Türkiye travestiler için yasanabilecek bi ülke irana göre ama Türkiyeninde travestilere ve eşcinsellere karsi bakis açisinin daha epey degismesi gerekiyor bu yüzden burdan hollandaya gitmeye karar verdim
Hülya Avsar: Peki orda yasayabilecekmisiniz?
iranli Travesti: Hiç degilse sevgilimle özgürce caddelerde yürüyebilir onunla bir yerlerde oturup biseyler içebilirim hollanda bu konulari asmiş ve escinsel evliliklerini yadIrgamayan bir ülke,
Hülya Avsar: iranin ve Türkiyenin müslüman ülke olmasinin bu iste bir rolü varmi sizce?
iranli Travesti: Evet tabiiki var çünkü müslümanlIk dini escinsellige asla sicak bakmiyor ve iran gibi arap ülkelerinde bu tamamiyle bir suç.
Hülya Avsar: AnLiyorum bence insanlarin özgürlüklerini yasamalari suç olmamali herkes diledigi gibi yasamali günahsa bile sonuçta herkes kendi sevabiyla günahiyla bu dünyada yasayIp ölecek.
iranli Travesti: Size katiLiyorum buraya gelmeden size karsi ön yargiLarim vardi.
Hülya Avsar: Ne gibi ön yargilar?
iranli Travesti: Ne bilim insanlar escinsellere , travestilere karsi antipatiniz oldugunu söylediler, Bende herseyi göze aldim geldim kendimi ifade etmeliyim diye düsündüm.
Hülya Avsar: Asla öyle birsey yok insanlar böyle görüyorsa bu düsünceyi insanlarin kafasindan silecegim ben her zaman sizin ve sizin gibi yasayan insanlarin arkasindayim bundan sonra elimden geleni yapacagim sizler için….
Programda konusulan diyologlardan bir derleme sundum size,
Düne kadar, Türkiyenin starlarindan Hülya Avsar için escinsel düsmani diye düsünenlerden biriydim Hülya Avsar stüdyosu programini seyrettim ve ona kasi olan düsüncelerim tamamiyle degisti,,,
bunu sizle paylasamak istedim…
Hersey gönlünüzce olsun.

PETEGiN KALEMiNDEN

Travesti olmak kimilerine göre 3.üncü insan katogorisi kimilerine göre bi ayrIcaLIk kimisine göre acInacak bir durum ben bugün size bir anImI anlatmak istiyorum…
Bundan 2 YIL önceydi avcIlar da yolda arabayla bi arkadasIMLa çaLIsIyoduk, yAnImIza bir araba yaklastI, Veee, ne zamana kadar bu hayatI sürdüreceksiniz BIraKIn artIk bu isleri falan bizi küçümseyerek konustu bende gayet sakin bi sekilde sinirlenmeden ZamanInda almIs oldugum egitime dayanarak ona sunu söyledim:
“HZ. iSAYA Bir hayat kadInInI getirmisler sizden önceki peygamberler taslayarak öldürmemizi emrederlerdi siz ne buyuruyorsunuz efendim demisler,
HZ.iSA insanlara dönmüs ve sunu söylemis;
(ARANIZDA HANGiNiZiN HiÇ GÜNAHI YOKSA iLK TASI O ATSIN)demis…
insanlar susmus ve baslarInI öne egmisler…”
Adama bunu anlattIm ve adam haklIsIn özür dilerim dedi…
insanlarIn travestileri veya escinselleri yadIrgamak veya dIslamak küçük görmek gibi kavramlarla sunu hiç düsünmüyorlarmI acaba kendi evlatlarInIn yarIn birgün karsIlarIna ÇIkIp anne baba ben escinselim deme riski hiçmi yok…
Biraz önceki verdigim örnekteki gibi, kimse kendi sökügünü görmez,
Travestiler hiç degilse içindeki duygularI, özgürce ve kimseden cekinmeden hayatlarInI yasayabiliyorlar, ne insanlar var gizli gizli içinde bu duygularI yasayIp sonra arkadaslarIyla yolda travesti görünce aaaaa ibneye bak diyen sizce ibne kim travestimi gizli gizli kendini düzdüren ve travesti görünce ibne diyenmi….
Görüsmek ümidiyle hersey gönlünüzce olsun….

Ronaldo Travestilerle Otel Odasında Alem Yaptı

AC Milan’da forma giyen Ronaldo’nun, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentindeki bir otelde 3 travestiyle birlikte bir gece geçirdiği ve uyuşturucu kullandığı iddia edildi.
lman Haber Ajansi (DPA), Brezilya’da yayınlanan gazetelere dayanarak verdiği haberde, olaya karışan 3 travestinin, Ronaldo’nun kendilerine, daha önce anlaştıkları parayı vermediğini ve uyuşturucu kullandığını da iddia ederek, oteldeki tartışmayı videoya da kaydettiklerini ve bu görüntüleri internete koyduklarını bildirdi.

Ronaldo’nun, sakatlığının iyileşmesi için gittiği ülkesinde, olayın aydınlatılması için karakola gitmek zorunda kaldığı ifade edilen haberde, Ronaldo’nun burada bazı psikolojik sorunları olduğunu söylediği kaydedildi.

TRAVESTİLER ŞANTAJ YAPTI

Travestilerden Andre Albertino, bazı televizyon kanallarına yaptığı açıklamada, 2 arkadaşıyla birlikte geceyi Ronaldo ile geçirdiklerini tekrarlayarak, Ronaldo’un araç ruhsatını kamaralara gösterdi ve bu ruhsatı, Ronaldo’nun yapacağı ödemeye karşılık teminat olarak aldıklarını belirtti.

Ronaldo’nun basın sözcüsü ise, Ronaldo’nun uyuşturucu kullanmadığına yer verilen bir açıklama yayınlayarak, Ronaldo’nun bir şantajın kurbanı olduğunu ifade etti.

Soruşturmayı yürüten komiser Carlos Augusto Nogueira da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ronaldo’nun verdiği ifadenin daha inandırıcı göründüğünü ifade ederek, Ronaldo’nun hayat kadınlarıyla eğlenmek istediğini ve travestilerin kendisini aldattıklarını söylediğini bildirdi.

Nogueira, Ronaldo’nun, travestilerin kendisinden yaklaşık 20 bin Avro isteyerek, kendisine şantaj yapmaya çalıştıklarını söylediğini kaydetti.

Travestiler Sınırları Zorluyor

The Economist dergisi, Türkiye’deki travestilerin sorunları ile ilgili bir haber yayınladı.
Brezilya’dan sonra, dünyanın kişi başına en çok trasvestisinin Türkiye’de olduğu, Türkiye’de her yıl yüzlerce trasvestinin gözaltına alındığı, dövüldüğü öne sürüldü.

The Economist dergisi, “Trasvestiler, Türkiye’nin hoşgörü sınırlarını sınıyor” ifadesinin kullandığı haberinde bir grup dindar kadının da, trasvestilere uygulanan ayrımcılıkla mücadele ettiğine dikkat çekerek, “Hükümet o kadar liberal değil” görüşüne yer verdi.

‘KÜRDÜM, TRAVESTİYİM VE FEMİNİSTİM’

The Economist dergisi, son sayısında “Trasvestiler, Türkiye’nin hoşgörüsünün sınırlarını sınıyor” ifadesinin kullandığı haberinde Esmeray adlı trasvestinin İstanbul’daki bir gösterisi sırasında trasvestilerin maruz kaldığı şiddete vurgu yaparken sarfettiği “Ben bir Kürdüm, bir trasvestiyim ve bir feministim, yani en çok ben eziliyorum” yönündeki sözlerini aktardı.

BREZİLYA’DAN SONRA EN ÇOK TÜRKİYE’DE

İnsan hakları gruplarının, “Her yıl yüzlerce trasvestinin gözaltına alındığını, dövüldüğünü, işkenceye maruz kaldığını veya cinsel tacize uğradığını, çok sayda trasvetinin de fuhuşa sürüklendiğini” söylediklerini kaydeden dergi, “Brezilya hariç, dünyanın en çok kişi başına trasvestisinin Türkiye’de olduğu söyleniyor” dedi. Bu ilginin yeni olmadığı belirtilen haberde Osmanlı döneminde de kadın kıyafeti giyen genç erkeklerin sultan için dans ettiğini kaydetti.

İngiliz dergisi, Türkiye’nin eşcinsel ilişkilerin yasak olmadığını ancak Amerika gibi orduda eşcinsel ve trasvestilerin yasaklandığını ancak trasvestilerin zorunlu askerlikten muaf olabilmeleri için “cinsel yönelişlerini kanıtlamaları gerektiğini”, bu bağlamda hakaret edici testlerin uygulanabildiği iddiasına da yer verdi.

Türkiye’deki uygulamaların Avrupa Birliği’nin eleştirilerine neden olduğuna işaret eden dergi, ancak AB reformlarından cesaret alan eşcinsellerin seslerini yükseltmeye başladığı, geçtiğimiz Haziran ayında da İstanbul’un, ülkenin en büyük “eşcinsel onur yürüyüşü”ne sahne olduğuna dikkat çekti.

The Economist, bazı dindar kadınların da trasvestilere yönelik ayrımcılıkla mücadele ettiğini belirtirken de “Bu ittifak, pek rastlanmayan, Türkiye’deki İslam ve demokrasi karışımının sadece bir örneği” ifadesi kullandı.

Haberde şöyle devam edildi: “Hükümet o kadar liberal değil. İçişleri Bakanlığı’nın da, ahlaksız tohumları ektiği gerekçesiyle eşcinsel hakları savuncusu Lambda’yı dağıtma çabalarının arkasında olduğu söyleniyor. İstanbul’daki bir mahkeme, Lambda aleyhinde karar verdi. Şimdi karar temyiz edildi. Ve Esmeray, Haziran 2007’de eve giderken kendisine yumruk attığı, tekme attığı öne sürülen iki polise karşı mücadele veriyor. Polisler, onu yaralamak suçundan gelecek Mart ayında mahkemenin önüne çıkacak. O da, ‘Adalet yavaş da olsa yerine bulacak’ diyor.”

 

ankara travestileri istanbul travestileri antalya travestileri izmir travestileri bursa travestileri adana travestileri samsun travestileri adapazari travestileri balikesir travestileri izmit travestileri mersin travestileri escort travestiler denizli travestileri bodrum travestileri yalova travestileri gebze travestileri kayseri travestileri gaziantep travestileri konya travestileri eskişehir travestileri kastamonu travestileri kıbrıs travestileri aydın travestileri çanakkale travestileri